Anasayfa / Psikoloji / Bosnalı Türkler, Freud ve Signorelli Parapraksisi

Bosnalı Türkler, Freud ve Signorelli Parapraksisi

bosnali-turkler-freud-ve-signorelli-parapraksisi

Yaban düşünce.
Bir şey aksıyorsa vardır nedeni.
Boşluk, engel, buluş, kayıp.
Signorelli.

Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!

Zihinde hissedilen anlık ve doldurulamayan bir boşluk, belli sözcüklere veya fikirlere ulaşmada bir engel yahut unutuş. Unutma, yanlış anımsama, dil sürçmeleri ve elde olmayan eylemlerimiz. Günlük yaşamdaki ‘’aksamalar’’… Arkadaşlarınızla hararetli bir sohbetin ortasında kuracağınız cümledeki, kullanacağız sözcükteki küçük bir sürçme ortamda soğuk rüzgarlar esmesine sebep olabiliyor ya da öylesine ve fazlaca düşünülmemiş halde yapılan bir şaka yüzünüzü kızartabiliyor, kimi zaman da elinizde olmayan bazı eylemleri yaparken bulursunuz kendinizi.* Enteresan bir şekilde, istikrarlı bir suretle dersinize, toplantıya geç kalmanız, pek haz etmediğiniz hocanıza yazacağınız son derece kritik bir maili yanlış adrese yollamanız yani elinizde olmayan bazı eylemler. Bunları biraz makul bir şekilde ele alıp analiz etmeye çalışınca insan onların aleladelikten uzaklığını kabul eder. Maksatlı ve keyfi olarak saçmalamanın olanaksız olduğu gibi akla getirilen rastgele(!) bir sayı, rastgele bir sözcük de her zaman özgür tercihinizle seçilemez.


Hava böyle görüntülerle öylesine dolu ki,
Bunlardan nasıl kaçınılacağını kimse bilemez.**


Düzenleyici ve itici bir güç, ara ara başınıza bela açıp bazen de dolaylı olarak sırlarınızı ortalığa saçan ve çoğunlukla zerresini bile fark etmediğiniz yapı; bilinçdışı.
Bilinçdışı kavramının genel olarak anlaşılmasının, nasıl çalıştığının ve ne işe yaradığının kavranması konusunda meraklı olanlar için parapraksiler*** düşler ve analize kıyasla en elverişli ve daha az dolambaçlı yollar barındıran kaynaklardır. Freud tıp dünyasından olmayan kişilere psikanalizin bulgularını anlatmada en iyi ön malzeme olarak bu olguları kullanmıştır. Psikanalizin doğuşunun en önemli kaynaklarından biri olan nevrozlarla ilgili buluşların söz konusu kaynakla beraber normal, gündelik zihinsel yaşama da uygulanabilme olanağı söz konusudur. Rüyalar kadar karmaşık bir yapıda değildir ve çözümlenmesi daha basittir.
Dörtlükte de ifade edildiği haliyle ‘’aksayan şeyin’’ neden aksadığı, bu aksamanın nasıl gerçekleştiği ve gücü anlaşıldığında zihnin, bilinçdışı itici gücünün en azından bu tip işleyişlerde nasıl bir çerçevede çalıştığının kaba bir şeması anlaşılır. Parapraksiler konusu psikanaliz zihniyetinin, bilinçdışının kaba hatlarla ve en rahat şekilde anlaşılması için yerinde bir olgu olarak nitelendirilebilir.
Parapraksiler denilince akla hemen Signorelli örneği gelir. Freud 1898’de çözümlemek üzere meşhur ‘’Signorelli’’ örneğiyle çalıştı. Son Dört Şey fresklerini yapan sanatçının adını unutmasını detaylı şekilde inceledi ve çözümleme, dilbilimciler tarafından çokça eleştirildi.
Sigismund Scholomo Freud’un, bir yabancıyla arabayla Bosna’ya gitmesi esnasında yol arkadaşına İtalya Orvieto’daki katedrale gidip gitmediğini sormasıyla bu meşhur vakanın tohumları atılmış olur. Orada …’nin yaptığı ünlü freskleri görüp görmediğini sormuştur. O an freski yapan sanatçının ismi aklına gelmez. Sigmund Freud Orvieto’daki fresklerin yaratıcısını unutmadan evvel yol arkadaşıyla Bosna Hersek’te yaşayan Türklerin geleneklerinden bahsediyordu. Freud yol arkadaşına bir hekim arkadaşından duyduğu üzere Türklerin doktorlarına çok güvendiği ve yazgıya bağlı oldukları bilgisini veriyordu. Bir hasta ile ilgili olarak artık yapılacak bir şey kalmadığı söylendiğinde yanıtları şöyle oluyormuş: ‘’Ne diyelim, Herr (Beyefendi)? Kurtarılacak olsaydı, kurtarırdınız biliyorum.’’ Freud aslında bu konudan sonra yol arkadaşına Bosnalı Türklerin cinsel hazza çok değer verdiklerini, cinsel hastalıklarla karşılaştıklarında ölüm korkusu karşısındaki kabullenmişlik ve yazgıya bağlılıklarının tersine kuvvetli bir umutsuzluğa kapıldıklarını da anlatmaya niyetlenmişti. Freud’un doktor arkadaşının hastası bir keresinde ona şöyle demiş: ‘’Herr, işte onun(cinsellik) sonu geldi mi, yaşamın pek bir değerinin kalmadığını anlarsınız.’’ Fakat Sigmund Freud bu konuyu dillendirmiyor hatta dikkatini ‘’ölüm ve cinsellik’’ konusundan uzaklaştırıyordu (Bunun sebebi Trafoi konusudur.). Yalnızca Türklerle ilgili söz konusu ilk noktayı konuşuyor. Ayrıca o yolculuk sırasında Freud Trafoi’de aldığı, iyileştirmek için büyük çaba harcadığı hastasının cinsel rahatsızlıklarının düzelmemesi nedeniyle intihar etmesi haberinin hala etkisindeydi. Lakin yolculuktaki sohbet esnasında bu üzücü olayla ilgili ayrıntılar bilincinde değildi, o konuyu düşünmüyordu. Freud fresklerin sahibinin Signorelli olduğunu hatırlayamıyordu. Halbuki diğer iki isim olan Boticelli ve Boltraffio’dan çok daha iyi bildiği bir sanatçıydı kendisi. Aranılan ad olan Signorelli yerine zihninde Boticelli ve Boltraffio adları geliyor ve bu isimler anında yanlış yargısıyla net olarak geri çevriliyordu.
Şimdi toparlayalım. Freud’un yolculuğa çıkmadan önce Trafoide hastasının intiharı konusunda aldığı üzücü haber onu etkilemişti. İtalya’daki fresklerin bahsi açılmadan önce arabada Bosna konusu konuşuluyordu. O konudan önce Freud yine Bosnalı Türklerin cinselliğe düşkünlükleriyle alakalı bir bahsi aklından geçirmişti fakat bu konuşulmamıştı, bundan söz etmek istememişti, Freud ve Bosna konusu en son ‘’Ne diyelim, Herr (Beyefendi)? Kurtarılacak olsaydı, kurtarırdınız biliyorum.’’ cümlesi ve Bosnalı Türklerin cinsel hazza karşı düşkünlükleri konusunun anlatılmaması kararıyla beraber bitmişti. Sonrasında fresk konusu konuşulmuştu ve Freud katedraldeki fresklerin yaratıcısı olan Signorelli adını unutmuştu, Signorelli yerine Boticelli ve Boltraffio aklına geliyordu. Bosnalı Türkler mevzusu, Freud’un Trafoi’de aldığı, etkilendiği fakat o anki yolculuk sırasında bilincinde olmayan(bastırılmış) ölüm ve cinsellik içerikli üzücü haberi, ölüm ve cinsellik konusunu bilince tekrardan getirme riski taşıyordu. Ondan dolayı bilinçdışı itici güç tarafından bu Bosnalı Türkler mevzusu diğer konuyu tetikleyiciliği nedeniyle hızlıca kapatılmaya, daha az konuşulmaya çalışıldı ve sonrasında fresklerden bahis açıldı. Trafoi’de alınan haberi çağrıştıran düşüncelerin bilinç düzeyine çıkmasını engelleyici etkisi olan bir itici güç söz konusu. Şimdi Signorelli’nin unutulmasına gelelim. Signorelli’nin unutulması bu itici güç sebebiyle gerçekleşti. Peki Signorelli ile Trafoi’de alınan haberin ne alakası vardı? Bu, Signorelli muhabbetinden hemen önce konuşulan Bosna konusuyla da alakalı. Aranan adla bastırılan konunun bağdaşımını açıklamalıyız. Signorelli, Bosnia, Herr, Herzegovina (Bosnanın eş anlamlısı), Trafoi, Boticelli, Botraffio. Bosnia, Türk’ün doktoruna karşı kullandığı beyefendi kelimesi olan Herr, Bosnanın eş anlamlısı Herzegovina ve Trafoi bastırılması gereken konunun simge adlarıdır (cinselliğin sonu). Freud bir şeyi unutmak, bastırmak istemişti fakat bu Orvieto katedralindeki sanatçı değildi, Trafoide aldığı haberdi, ölüm ve cinsellikti ama yine de sanatçıyı da unuttu. Trafoide alınan haber kendisini onun adıyla çağrışımsal bağlantısı olan bir yere yerleştirmişti böylece amaç hedefini şaşırdı ve bir başka şey unutulmak isterken unutulmak istenmeyen Signorelli adı unutulmuştu.

‘’Sanıyorum Bosnalı Türklerin görenekleriyle ilgili bir dizi düşüncenin, kendisinden bir sonra gelen düşünceler dizisini rahatsız edici bir niteliğe bürünmesi, bu düşünceler dizisi henüz bitirilmeden dikkatimi onlardan uzaklaştırmış olmamdan kaynaklanıyordu.’’


Bastırılmış öğe genellikle kendisini bir başka yerde ortaya çıkarma çabasındadır lakin her zaman bunun gerektirdiği koşullar oluşmaz. Adın unutulması için belli bir eğilim olmalı, öncesinde yaşanmış bir bastırma sürecinin varlığı ve söz konusu adla öncesinde bastırılmış olan arasında bir dış çağrışımın oluşması ihtimalinin açığa çıkması mühimdir.
Bu yazıda kısaca bahsedilip açıklanmaya çalışılanlardan hariç olarak ilgililer için bilinçdışı noktasında deja vu, deja raconte, şansa inanmalar, uğurlu sayılar ve örneğin birisinin düşünüldüğü esnada düşünülen o kişiyle karşılaşma, rastlantı gibi konularda bol vaka örnekli bir biçimde, anlaşılır bir dilde yazılmış ve adeta psikanalizin tıp, psikoloji dünyasından olmayan insanlara seslenme aracı olan ‘’Günlük Yaşamın Psikopatolojisi’’ iyi bir kaynak olabilir.

Yazan: Süleyman Kıllı

 

Ek Açıklamalar:

*’’Yengeye Elif dedin Usta…’’
**Faust, 2.Kısım, 5.Sahne, 5.Perde
***Türkçesi hatalı işleyiş. Parapraksiler normal ve gündelik olarak nitelendirilebilen, anlık ve geçici bir bozukluktur. Aksama, sapmadır. Geçmişte doğru bir şekilde gerçekleştirdiğimiz, bildiğimizden emin olduğumuz anlık olarak gelişen bazı enstantanelerle birlikte ortaya çıkan bozulmalardır. Parapraksi gerçekleştiğinde birey aslında bu bozulmadan daha iyi ve daha doğru yapabildiğine kesinlikle inanır. Biri tarafından bu aksama düzeltildiğinde hemen kabul edilir. Bu aksama bilinç tarafından bir kenara itildiğinden fakat aynı zamanda da kendisini açığa çıkarma güdüsünü tam olarak yitirmediğinden, tam olarak bastırılmamış yahut bastırılamamış ruhsal malzemedir. Parapraksinin odağında bu ruhsal malzeme vardır. Kendisini gösteren ruhsal malzeme, iyi bilmeye karşın yanlış söyleme, dil sürçmesi, yanlış okuma, kalem sürçmesi, eli ayağına dolanma, elde olmayan eylemler gibi çeşitli parapraksilerle iş birliği yapabilir. Parapraksiler konusuyla ilgili terimin yaratıcısı Sigmund Freud ilk kez yazdığı mektupla (Freud, 1950a, 94.Mektup) arkadaşı Fliess’le iletişim kurar.

Kaynakça:

Freud, S. (1996). Günlük yaşamın psikopatolojisi, çev. Şemsa Yeğin, İstanbul: Payel.
Lacan, J. (2013). Psikanalizin dört temel kavramı seminer 11. Kitap,(çev. Nilüfer Erdem), İstanbul, Metis Yayınları.
Signorelli parapraxsis. (2020). https://en.wikipedia.org/wiki/Signorelli_parapraxis
SÖYLEMİ, G. P. G., & BAKIŞ, B. L. B. Özge Soysal.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir