Anasayfa / Kültür / İstanbul’un Gözü: ARA GÜLER

İstanbul’un Gözü: ARA GÜLER

Fotoğrafçılık bir sanat mıdır?”

Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!

sorusuna cevap arayarak başlayalım yazımıza.

Ara güler

Ara Güler’e göre fotoğrafçılık bir sanat değil, tarih olayıdır. ”Fotoğraf meselesi bir arşiv meselesidir. Arşiv; kaybolmasın, yitmesin, bitmesin, gene bakayım, gene göreyim diye.” der. ”… Fotoğraf makinesinin icadı da bunun içindir.” diye devam eder sözlerine.

Güzellik karşısında duyulan heyecan ve hayranlığı uyandırmak için insanın kullandığı yaratıcılıktır, sanat. Sorarım size. Her müzik, her resim sanat mıdır? Ara Güler’in çektiği fotoğrafların tümüne ”sanat eseri” demek saçmalık olur fakat çektiği her fotoğrafa baktırdığını söylemezsek de ayıp olur.

”Fotoğrafçılık işte bu yüzden sanattır.” dedirten fotoğraflar vardır. Ara Güler de bize her ne kadar ”Fotoğrafçılık bir sanat değildir.” dese de, fotoğrafçılığın aslında sanat olduğunu gösteren fotoğrafları dediğinin tersine kanıt gibidir.

Kendisine ”fotoğrafçı” yerine ”foto muhabiri” denmesini daha doğru bulur Ara Güler.

ara güler

Ara Güler, İstanbul’da 1928 yılının bir yaz günü doğar. Annesi ve babası Ermeni olan Ara Güler’in annesinin ailesi oldukça zengindir. Babası, ailesinden Ermeni Tehciri’nden sonra haber alamamış ve yatılı bir Ermeni okulunda okumuştur. Eczacı olan babası, Eczacıbaşı’nın kurucusu olan Süleyman Ferit Bey’in okul arkadaşıdır aynı zamanda. O zamanın İstanbul’unda zaten toplansa dört ya da beş eczane vardır. Babasının iyi bir kimyacı olduğunu söyleyen Güler, entelektüel bir yaşamla büyüdüğünü de ekler.

En iyi okullarda okuyan ve zengin bir yaşam süren Ara Güler aynı zamanda Fransızca, Ermenice, İngilizce başta olmak üzere birkaç yabancı dil bilen birisidir. Eğitim süresinde üç kez sınıfta kalan Ara Güler, haylaz bir öğrenci olduğunu da kabul ediyor aynı zamanda.

”Sokaklarda serserilik yapmayayım diye babam ortaokulun sonunda İpek Film’de işe koydu. Sinema şirketlerinin patronu, İsmail Cem’in babası İhsan Bey eczaneden arkadaşıydı.” der İzzet Çapa ile olan röportajında Ara Güler.

Bir filmin fragmanının gösterimi sırasında çıkan yangında en son kurtarılan kişi olan Ara Güler, ”O gün annem üzüntüden şeker hastası olmuştur. Babam da izin vermedi sinema yapmama.” demiştir.

Sinemayla olan ilgisi bu sıralarda tiyatroya çevrilmiştir. Türk tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu sayılan Muhsin Ertuğrul ile çalışmaya başlar Ara Güler. Muhsin Ertuğrul oyunları için gerekli olan makyaj malzemelerini Ara Güler’in eczacı babasından temin ettiği için Ara Güler’in onun tiyatrosunun bir parçası olması aslında bir tesadüf değil. Piyesler, şiirler, hikayeler yazan Ara Güler bu sıralarda Ali İhsan Aygün diye takma bir ad kullanmıştır. Ermeni olduğundan işine taş koyulmasını istemediği için takma ad kullanmıştır. Ama daha sonrasında Ara Güler olduğunu söylemiştir.

 

Ara Güler’in Atatürk’ü gördüğünden de bahsedelim tam olsun.

”Florya Köşkü’nün yanındaki halk plajının üstünde evimiz vardı. Atatürk de zaman zaman oraya gelir, denize girerdi. Atatürk’ü görmüşümdür. Çünkü hep orada otururdu, çizgili mayosuyla. Öyle barikat falan da yoktu. O geldiğinde biz de bütün veletler toplanırdık. Daha küçücüğüz tabii, Atatürk’ün kim olduğunu bilmezdik bile.”

”Arkası kesik bir sandalı vardı. İşte ben de o sandalın arkasına takılıp yüzen veletlerden biriydim. Olay bundan ibaret!”

Çoğu insan Ara Güler’in kim olduğunu bilmez ama o zamanın ünlülerini Google’dan arattığı zaman karşılarına çıkan ilk fotoğraflar Ara Güler’e aittir. Pablo Picasso’yu, Salvador Dali’yi, Sophia Loren’i, Winston Churhcill’i, Alfred Hitchcock’u fotoğraflama şansına erişmiş olan Ara Güler en çok Charlie Chaplin’i fotoğraflamak ister. Buna fırsatı olsa da Chaplin’in karısının isteği üzerine onu fotoğraflamaz çünkü Chaplin felçtir bu sırada ve o şekilde hatırlanmak istemediği için buna saygı gösterir. Hayattaki en büyük idolünün Charlie Chaplin olduğunu söyler Ara Güler.

”… Benim dünyamı kuran, bana vizyonu veren, hayata bakmayı öğreten adam.” diye bahseder Chaplin hakkında.

 

Pablo Picasso ile beraber.

Picasso ara güler

Picasso’nun fotoğraflarını çektikten sonra Picasso ona ”Sen benim fotoğraflarımı çektin ben de senin resmini yapayım.” demiştir. Etrafta doğru düzgün kağıt bulamayan Ara Güler, bir kitap getirir ve Picasso onun resmini çizer oraya. Türkiye’de Picasso’nun tek imzalı resmi de böylece Ara Güler’e ait olmuş olur.

Ara güler

Salvador Dali’nin fotoğrafını çekmek için otelinde kapısında uzun uzun beklemiş. En son Dali çıkıp ”On beş dakika için yirmi beş bin dolar vereceksin.” demiştir. En sonunda Ara Güler bunu ayarlayacağını söylese de fotoğraf çekmek için bir bir saate ihtiyacı olduğunun farkındaydı. Dali ile bir şekilde anlaşır en sonunda ve otel odasına zamanında gider. O sırada odada birkaç Fransız muhabiri daha vardır. Güler onlar olduğu sürece rahat çalışamayacağını söylemiştir Dali’ye.

“Katranın kimyasal formülünü bilir misiniz?” diye sordu. Ulan nereden bilsin adamlar? Neyse baktı hiçbirinden ses yok, Dali kendisi verdi formülü. Sonra da “Ben bastonumu bir kazan katranın içine soksam, o baston 25 bin dolar eder. Siz aynısını yapsanız, hepinize aptal derler. Anladınız mı?” dedi. Gazeteciler başlarını sallayınca da “İyi o zaman gidip yazın ne anladıysanız” diye adamları gönderdi. İşte ben de o gün Salvador Dali’nin fotoğraflarını çektim. Resimlerden birini de imzalattım. Herif ne kullandıysa 24 saat kurumadı attığı imza.

 

Aşık Veysel

Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Aşık Veysel, Yaşar Kemal, Can Yücel, Aziz Nesin gibi insanların da; Süleyman Demirel, Kenan Evren, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan hatta Recep Tayyip Erdoğan gibi isimlerin de fotoğraflarını çekmiştir. Dobra bir kişi olmasıyla beraber sözünü esirgemediğinden buralara kadar geldiğini düşünüyorum.

”Ben yazarları çekmeseydim, Türk edebiyatı suratsız kalacaktı.” der bir röportajında.

Ara Güler’le tanışmam aslında Afrodisias fotoğraflarıyla olmuştu. Bu güzel fotoğrafların çekilmesiyle birlikte keşfedilen Antik Kent, Ara Güler’in keşfiyle su yüzüne çıkmıştır.

 

Salvador Daliyi çeken, Aşık Veysel’i çeken, İsmet İnönü’yü çeken adam aynı zamanda, adadaki yetim çocukları da çekmiştir.

Ara Güler çektiği fotoğrafları bugün de çekse yine aynı şekilde popüler olurdu. Her çektiği fotoğrafın bir hikayesi olması o fotoğrafları anlamlı kılan şey aslında. Akşam evine giden insanları, balıkçı beyleri, kahvede uyuyakalan bir adamı çeken kişi de Ara Güler’dir.

Ara Güler bir tarihçi miydi? Yoksa, Ara Güler bir sanatçı mıydı? Kendisine ”sanatçı” denmesinin yerine ”tarihçi” denmesini tercih eden bir insan. ”Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zaptediyorsun. Bir makine ile tarihi durduruyorsun.”

Ara Güler şanslı ve sabırlı bir insan.

 

Ara Güler’in İstanbul’u var, Ara Güler’in Türkiye’si var, Ara Güler’in portreleri var, Ara Güler’in dünyası var.

İSTANBUL’UN GÖZÜ

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

1. Ara Güler kimdir?
Ara Güler, 1928 doğumlu dünyaca ünlü Türk fotoğrafçıdır. “İstanbul’un Gözü” olarak bilinir ve Magnum Photos ajansıyla da çalışmıştır.

2. Ara Güler neden ünlüdür?
Özellikle İstanbul’u belgeleyen siyah-beyaz fotoğraflarıyla tanınır. Fotoğrafçılığında belgesel tarzı benimseyerek tarihî ve toplumsal anları ölümsüzleştirmiştir.

3. Ara Güler’in en bilinen eserleri hangileridir?
İstanbul fotoğrafları başta olmak üzere, Pablo Picasso, Salvador Dalí, Alfred Hitchcock gibi dünyaca ünlü sanatçıların portreleriyle de tanınır.

4. Ara Güler hangi unvanla anılır?
“Koca Çınar” ve “İstanbul’un Gözü” unvanlarıyla anılır. Çünkü İstanbul’un değişimini en iyi fotoğraflayan sanatçılardan biridir.

5. Ara Güler’in uluslararası başarıları nelerdir?
Eserleri dünyanın birçok önemli müzesinde sergilendi. Time-Life, Stern, Paris Match, The Sunday Times gibi uluslararası dergilerde fotoğrafları yayınlandı.

6. Ara Güler’in fotoğraf anlayışı nasıldır?
Belgesel fotoğrafçılık yaklaşımını benimsemiştir. Onun için fotoğraf, “tarihe düşülen bir not”tur. Estetikten çok gerçekliği ön plana çıkarır.

7. Ara Güler’in mirası nedir?
2018’de vefat eden Ara Güler’in eserleri, hem Türkiye’nin hem de dünyanın kültürel belleğinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bugün “Ara Güler Müzesi” aracılığıyla mirası yaşatılmaktadır.

0 Yorum

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir