Derin adam / Sabahattin Ali

 

Sabahattin Ali hakkında sizlere kısa bir bilgi verecek olursam,

25 şubat 1907 yılında Bulgaristan sınırı Gümülcine’de doğdu, 2 Nisan 1948’de Kırklareli’nde öldü. 1932 yılında Konya’da bulunduğu sırada, arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı. Bir yıla yakın yatıp, 1933’de Cumhuriyet’in 10. Yılı sebebiyle af ile çıktı.

İstanbul’da Aziz Nesin’le ‘markopaşa’ mizah gazetesini çıkarmaya başlayıp, yayın yoluyla hakaret suçlaması üzerine 3 ay hapise mahkum edilir. Sürekli izlendiği için yurtdışına kaçmak ister ancak kırklareli civarında bir kaçakçı tarafından öldürülür. Haber alınamayınca yurtdışına kaçtığı sanılan sabahattin, öldürüldükten iki buçuk ay sonra cesedi bulunur.

sabahattin-ali-yle-ilgili-her-sey-bu-sergide--1960825.Jpeg

Böyle bir adam neden öldürülür diye düşünürken yazdığı romanları okumam bana birkaç neden sundu.

İlk romanı Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940), Kürk Mantolu Madonna (1943) olmak üzere üç şahaser sunmuştur bizlere.

tumblr_ow1iknoP101w2iq4io1_500.jpg

Uğradığı ihanetler onu yalnızlaştırmış, tabiata daha fazla sığınmasına sebep olmuştur. Eserlerini okursak sıkça rastlayacağımız, anlaşılmama, bir köşeye çekilme ya da olayları kabullenme şeklinde ortaya çıkan küskünlük diyebileceğimiz soyutlanma… Tüm bunlarla samimiyeti belli eder.

Üzerinde durmaktan zevk alacağım romanı ‘Kürk Mantolu Madonna’ genellikle insanların görünmeyen yüzlerini öne sürerken burada tutkulu ve güçlü bir aşkı da bizlere anlatır. Bize  cevabı üzerine bir hayli düşündüren zor sorular soruyor, insanı sorgulamaya itiyor.

‘’Niçin sizin yalvarışlarınızda bir tahakküm, bizim reddedilişlerimizde bile bir aciz bulunacak?’’

Son zamanlarda pek popüler olan bu kitabı sadece okumamalıyız, onun seslenişine kulak vererek bize ne anlatmak istediğini duymalıyız

‘’Ne kadar çok insanı seversek asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.’’

sabahattin-ali-4857

Okuduktan sonra bile başucunuzdan ayırmamanızı hatta arada öylesine bir sayfayı açıp okumanızı tavsiye ederim. Çünkü her okuduğunuzda farklı hissedip daha başka bir açıdan bakabiliyor ya da başka bir sonuç çıkarıyorsunuz sözlerinden.

Roman bir aşk hikayesi, evet. Ama onun ötesinde, en sıradan görünen insanın bile kalplerinin derinleri olduğunu gösteriyor. Yanımızdan geçip giden insanların, oradan buradan tanıdıklarımızın , en yakınlarımızın ne kadar başka dünyalara sahip olduğunu gösterir.

‘’Nasıl oluyor da bir insan diğer bir insanı bu kadar çok mesut edebiliyor?’’

b65c4b9e268d5c022c8dac0c3d349c37

Bu güzel romanda eleştirmek istediğim tek şey ana karakter olan Raif Efendi. Vazgeçmeye, mücadeleyi bırakmaya kolayca kayan biriydi. Gittiğini sandığı Maria’ya ulaşmayışı ve başka biriyle evlenişi beni kızdırmıştı. ‘Madem çok seviyordun neden mektup göndermeyi kestin, geri dönüp çıkmadın karşısına, başkasıyla evlenip çocuk yaptın?’ Derken bulmuştum kendimi.

 

‘’Sevmek ve hoşlanmak başka , istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla , her şeyiyle istemek başka.. Aşk bence istemektir.’’

 

Seviyorsanız isteyin, istiyorsanız sevin. Mücadele edin, vazgeçmeyin, terk etmeyin. Kapılarını size açan birinden kolayca gitmeyin.

tumblr_merixqpdaq1r2d9peo1_500

Maria derin bir kadındı ve söylediklerine rağmen Raif Efendi’ye bir yer açmıştı.

“Bu eksik sana değil, bana ait. Bende inanmak noksanmış. Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum. Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar. Ama şimdi inanıyorum. Sen beni inandırdın. Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.”

 

Bu sözleri Maria Puder’de kendimi bulduğumu kanıtlanmıştı. Kapılarınızı her kime açıyorsanız, güvenip inanıyorsanız bitmesine bu kadar çabuk müsaade etmeyin. Çünkü güvenmek ve inanmak zordur, hemen olan bir şey değildir.

“Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı… Bunların, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum.’’

Tam olarak bu dizedir paylaşmak. İster sevgiliyle ister dostla ruhunuzu önüne sermek için  sabırsızlanacak kişiyi bulmaktır. Böyle bir dosta veya sevgiliye sahipleseniz hiç bırakmayın. Ancak gitmeşse, hiç bir şey için geç değilse vazgeçmek yerine savaşın, mücadele edin.

Bir cevap yazın