Dil Gelişimi ve İlgili Kuramlar

Dil; iletişim sağlamamıza araç olan sesler, semboller ve kelimelerden oluşan, temelde bilgi, duygu, düşünce aktarımına yarayan bir sistemdir. Bildiğimiz gibi dil yalnız sözel ifadelerden değil; jest, mimik, beden dili gibi ifadeleri de içine alır. Bir bebek, kültürel ortamı içinde kullanacağı dil tam olarak gelişmeden de memnuniyetini ve huzursuzluğunu ağlayarak ya da gülerek belli edebilir.

İlerleyen süreçte dil gelişimi üç düzeyde gerçekleşir. Süreç fonemler seviyesinde başlar. Fonemleri konuşma sesleri olarak tanımlayabiliriz. Bir başka deyişle ise fonemler harflere denk gelen seslerdir. Ancak birer harf değillerdir ve telaffuz farklılıklarından dolayı her dil kendi fonemine sahiptir.

Dil gelişiminde ikinci seviye ise morfemler ve sözcüklerdir. Biriyle iletişime geçtiğimizde algıladığımız ilk şey fonemler değil sözcüklerdir. Yalnızca sözcükler değil, kelimelerin anlamını değiştiren birçok ek de iletişimimize katkı sağladığı için morfemleri “anlam taşıyan en küçük dil bilimi” olarak tanımlayabiliriz.

Üçüncü ve son seviye ise cümle birimleri ya da sentaks seviyesidir. Günlük yaşantımızda dil kullanımımız ibarelerin ve cümlelerin kullanılması düzeyidir. Bu evre yaşam boyu gelişim göstermeye devam eder.

 

Dil Gelişiminin Kazanılması ile İlgili Kuramlar

  1. Davranışçı Kuram

Skinner’a göre diğer davranışlarda olduğu gibi konuşma da koşullanma yolu ile öğrenilir. Bir bebeğin her su içişinde annesinin “su” demesi ile bebek su ile su kavramını eşleştirerek klasik koşullanma sağlamasını bu kurama örnek olarak gösterebiliriz. Daha sonra da bebeğin eşleştirmelerinin gülümseme gibi pekiştireçler ile desteklenmesi sözcüklerin konuşma diline dönmesine sebep olur.

 

  1. Sosyal Öğrenme Kuramı

Albert Bandura, bebeklerin ailelerini ve yakınlarını taklit etme ve model alma yöntemi ile dil öğrendiklerini savunur. Davranışçı kuramda olduğu gibi pekiştireçler önemlidir. Ancak davranışçı kuramdan farklı olarak dikkat ve akılda tutma gibi bilişsel süreçlerin de etkili olduğu düşünülür. Aynı coğrafyada farklı bölgelerde yaşayan insanların yaşadıkları telaffuz farkı bu kuram ile açıklanabilmektedir.

 

  1. Bilişsel Kuram

Dilin gelişmesi ile bilişsel gelişimin aynı doğrultuda olduğunu savunan bir kuramdır. İnsanın zekasının ve bilişsel gelişiminin ilerlemesi ile nesneleri temsil eden  dilsel bir etiket kullanıldığını savunmaktadır. Bilişsel kurama göre, sözcüklerin anlamlarının bilinmesi durumunda bile uygun yerlerde kullanılması çocuğun bilişsel gelişimi doğrultusundadır.

 

  1. Biyolojik (Psikolinguistik) Kuram

Noam Chomsky ve Eric Lenneberg gibi psikolinguistik kuramcılar dil gelişiminin hem biyolojik hem psikolojik temelleri olduğunu savunurlar.

Beyinde dil öğrenmemiz için gerekli bir bölge, dil, diş, damak, ses telleri vs. gibi yapıların konuşabilmemize olanak sağladığını biliyoruz. Bunun yanında Chomsky’e göre insanlar konuşmak için uygun biyolojik yapı ile dünyaya gelirler. Tüm insanların konuşmadan önce de tüm dillerde ortak olan kuralları içeren ve doğuştan gelen biyolojik bir dil edinme aygıtına sahip olduğunu savunmuştur. Bu yapı sayesinde çocuklar yeterli kelimeyi öğrenince konuşmaya başlarlar. Sonraki süreç ise yaşanılan yere ait olan dilin öğrenilmesidir.

 

  1. Etkileşim Kuramı

Bahsedilen kuramlarının tek başına yeterli olmadığını savunan bir kuramdır. Çeşitli temellere dayanan bu kuramların hepsinin bileşimi ve etkileşimi sonucunda dil kazanılmaktadır. Tüm bunların yanında bu kuram herhangi bir biyolojik etken ile ya da ailenin çocuk ile olan iletişimi gibi nedenlerle dil gelişiminin etkileneceğini savunur.

 

 

 

Tuğçe Korkut

 

 

KAYNAKÇA

Deniz, M. E. (2017), Eğitim Psikolojisi, Ankara, Pegem Akademi

Smith, E E., Hoeksema, S., Fredrickson, B., Loftus, G.R. (2016) Psikolojiye Giriş, Ankara, Arkadaş Yayınları

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın