Hayat, beklenmedik anlarda bize en derin derslerini sunar. Özellikle zorluklarla dolu zamanlarda, insan ruhunun gücü ve yaratıcılığı, umulmadık şekillerde ortaya çıkabilir. Bu röportajda, sıradışı bir iyileşme yolculuğuna tanık olacağız. Sevgi Doktorları’nın değerli bir üyesiyle, sanat ve sevginin, zorlu sağlık mücadeleleriyle karşı karşıya kalan küçük bir çocuğun hayatında nasıl bir fark yaratabileceğine dair dokunaklı bir hikaye paylaşıyoruz. Bu öykü, sadece bir hastane odasında geçiyor olabilir, ancak içerdiği dersler ve ilham verici mesajlar çok daha geniş bir alana yayılıyor. İşte, insan ruhunun kırılgan ama bir o kadar da kuvvetli yapısını yansıtan, sevgi dolu bir anlatı.
1-Sevgi Doktorları’nın kuruluş hikayesini daha detaylı bir şekilde paylaşabilir misiniz? Özellikle, Poulie’nin oğlunun hastanede geçirdiği süreçten ve bu süreçten nasıl ilham aldığından bahseder misiniz?
Derneğin ilk kurucusunun babası ve annesi Türkiye’yi çok seviyorlarmış. Annesi kansere yakalandıktan sonra, iki kardeş gönüllü olarak topluma faydalı olacak bir yolculuğa çıkıyorlar. Yaklaşık 30 yıl önce, dünyada hastanelerde çalışan sanatçılar yoktu. Çocukların kanser tedavisi görürken yaşadıklarına tanık oldukları için, bu duruma nasıl dokunabileceklerini keşfediyorlar ve ilk Sevgi Doktorluğu İsviçre’de başlıyor.
2-Sevgi Doktorları ekibinin nasıl oluşturulduğu hakkında bilgi alabilir miyiz? Hangi kriterlere göre seçim yapılıyor ve eğitim süreci nasıl işliyor?
Amerika’da Michael Christin var; kendisi ünlü bir komedyen. İlk olarak Michael’ı buluyorlar. Michael, hem sahada hem de sahnede palyaço sanatı yapan bir aktör. Yıllar içinde dünyanın birçok yerinden yetenekli sanatçılar ekibe katılıyor ve birçok ülkede derneğin şubeleri açılıyor. Sevgi Doktorluğu seçilme ve eğitim süreci oldukça detaylı ve meşakkatli bir yol. Örneğin, öncelikle seçmelere katılıyorsunuz; eğer aday olarak seçilirseniz, bir haftalık atölye kapsamında bu işe uygun olup olmadığınız profesyoneller tarafından belirleniyor. Sonrasında İsviçre’de ya da Türkiye’de artistik psikoloji ve iletişim üzerine eğitimler alıyorsunuz; ardından bir yıllık staj ve gözlem süresi başlıyor. Bir yılın sonunda, geri bildirimler ve sağlık çalışmaları pozitifse, tam bir Sevgi Doktoru olarak hastanelerde sanatçılığa başlıyorsunuz. Adaylar özellikle sanatla iç içe bir kişi olmalı, çünkü işimiz çocukların ruhuna sanatın iyileştirici gücü ile dokunmayı içeriyor.
3-Sevgi Doktorları’nın çocuklar üzerindeki etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu hizmetin çocukların sağlık süreçleri üzerindeki olumlu etkileri nelerdir?
Beş-altı yıl önce İsviçre’de bir tıp seminerine katıldık. Yapılan araştırmalar ve çalışmalar, son 15 yılda mental sağlığın kanser üzerindeki etkilerinin şaşırtıcı derecede pozitif olduğunu gösterdi. Örneğin, müzik terapi, resim terapi ve sanatın birçok dalının kanserli insanlar ve özellikle çocuklar üzerindeki çalışmalarıyla kanserli hücrelerin iyileşmesindeki artış fark edilmiştir. Biz Sevgi Doktorları olarak, çocuklarla birebir özel olarak yaptığımız çalışmalarda, an içerisinde yaratım süreçlerine dahil oluyoruz. Bu, çocuklarımıza iyi geliyor; onların mutlu olmaları, iyileşme sürecinde ve iyileştikten sonraki dış hayatlarında geçmişi belki de çok ağır bir travma olarak değil, bir anı olarak hatırlamalarına yardımcı oluyor.
4-Derneğin Türkiye’deki faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi alabilir miyiz? Hangi şehirlerde faaliyet gösteriyorsunuz ve bugüne kadar ne gibi başarılar elde ettiniz?
Türkiye’de 25 yılı aşkın süredir bir proje yürütüyoruz. Ankara’da Hacettepe Hastanesi’nde üç kişilik bir ekibimiz var. İstanbul’da başlangıçta 10 kişiydik; zamanla emekli olanlar ve yurt dışına gidenler oldu, şu an 6 kişiyiz. Çapa, Cerrahpaşa, Okmeydanı, Amerikan Hastanesi, Kartal Araştırma ve Pendik Hastanesi’nde çalışıyoruz. Rutin olarak aylık programlarımız ve ziyaretlerimiz, 25 yıldır aynı gün ve aynı saatte devam ediyor. Benim gibi, çok sayıda hastaneden olumlu geri bildirim almış birçok kişi var ve birçok sivil toplum örgütü ile ortak çalışmalarımız oldu; örneğin KACUV.
5-Sevgi Doktorları ekibinin çalışmalarıyla ilgili bir örnek ya da hikaye paylaşabilir misiniz? Belki de bir çocuğun veya ailenin yaşadığı dönüşüme tanıklık ettiğiniz bir örnek?
Beş yılı aşkın süre önce Bahçelievler’deki bir hastanenin fizik tedavi merkezinde bir odaya girdiğimde karşılaştığım durum benim için de yeni bir deneyimdi, aile ve çocuk için de öyleydi. Tam olarak problemin ne olduğunu şu an hatırlamıyorum, ama çocuk doğuştan gelen bir engel nedeniyle tüm vücudu hareketsizdi ve sadece mimikleriyle iletişim kurabiliyordu.
Başta ne yapacağımı bilemedim; çünkü genellikle yaptığınız eyleme karşı bir tepki gelmesi gerekir ki bir oyun ortaya çıksın. Ancak bu durumda böyle bir etkileşim mümkün görünmüyordu. O anda, ben de çocuk gibi hareketsiz durup sadece gözlerimle ve kirpiklerimle iletişim kurmaya başladım. Sonra anne ve babasını da oyuna dahil ettim. Hep birlikte sadece göz kapaklarımızı ve kirpiklerimizi oynatarak iletişim kurmaya ve eğlenmeye başladık. Çocuğun yüzündeki gülümsemeyi göremesek de, gözlerinin içindeki gülümsemeye şahit olduk. Bu, benim için inanılmaz bir andı; daha önce böyle bir deneyim yaşamamıştım. İçerideki doğan enerji hepimizi adeta uçurdu. Odadan çıkarken, anne ve babanın yüzlerindeki mutluluğu ve hayranlığı hayatım boyunca unutmayacağım. Evet, hep birlikte bu anı böyle özel bir ana dönüştürdük. İşte sevginin sihri böyle bir şey…
6- Sevgi Doktorları’nın geleceğe yönelik hedefleri nelerdir? Gelecek dönemde neler planlıyorsunuz ve hangi alanlarda büyümeyi hedefliyorsunuz?
Sevgi Doktorları olarak genel hedefimiz, daha çok hastanede daha fazla çocuğa dokunabilmek. Sanatsal bakış açımızı değişen dünyaya uyarlamak için sürekli çabalarımız devam ediyor. Kişisel olarak söyleyebilirim ki, Türkiye merkezli bir sivil toplum örgütü kurup Sevgi Doktorluğunu başka alanlarda da aktifleştirmek istiyorum. Bu konuda çalışmalarım devam ediyor ve önümüzdeki günlerde yeni oluşumlarla karşınıza çıkabilirim.
7-Son olarak, derneğinizin destekçilerine ve gönüllülerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? Nasıl destek olunabileceğine dair bilgi vermek ister misiniz?
Son olarak, Sevgi Doktorluğunu açıklamak gerekirse, kendimizi ‘an sanatçısı’ olarak tanımlıyoruz. Herhangi bir platformda travmatik durumlar yaşayan çocuklarla ve yetişkinlerle, bu durumları sanatın tüm dallarını kullanarak eşlik ederek Esenlik sağlamaya çalışıyoruz. Sahne veya kamera önünde performans sergilemek çok değerli; ancak gerçek hayatta, gerçek durumlarla yüzleştiğimizde sanat yapmak çok daha hassas ve dikkat gerektiren bir iştir. Uzun yıllardır sahada olmak ve sürekli eğitimlerle bu mesleğimize katkıda bulunmak en büyük gayemizdir. Gönüllülerimiz ve destekçilerimiz şunu bilmeli ki; toplum içinde, sizler de gizli Sevgi Doktorlarısınız; herhangi bir yerde sevgiyi araç olarak kullanarak bir canlıya dokunmanız, bu insan olmasa bile, sizi Sevgi Doktoru yapıyor. Erdemlerle donatılmış, sevginin hedef olduğu bir birey ve toplum olması benim en büyük umudum. Sevgi ile ve her zaman birbirimize olan Sevgi Doktorluğumuzla olalım.
Moderatör: Rıdvan Tüzemen
Sevgi Doktoru: Murat Anıl Soykök https://muratanilsoykok.com/













