İZ BIRAKMIŞ 3 ZÜLFÜ LİVANELİ ROMANI

Sanatın birçok alanına kıymetli eserler kazandırmış, gerek romanları gerekse besteleriyle herkesin gönlünde taht kurmuş bir sanatçıdır Zülfü Livaneli. 1997’de Ankara Hipodromunda yarım milyondan fazla insanın katıldığı konser Anadolu’da yapılmış en kalabalık konser unvanını hâlâ korumaktadır. Türk müziğine kazandırdığı besteler ölümsüzlüğünü korurken sanatta 50. yılını dolduran Livaneli’nin kitapları ise bir romandan öte tarihî belge niteliği taşımaktadır. Kurguyla gerçeği harmanlayarak sunması ve akıcı anlatımıyla geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir.

Ankara Konseri(1997)

3. LEYLA’NIN EVİ

LEYLA’NIN EVİ


Bosnalı Yalısı’nda doğup büyümüş, oldukça iyi eğitim almış bir paşa torunu olan Leyla Hanım ile Almanya’da göçmen kızı olarak dünyaya gelmiş, isyancı genç bir kadın olan Rukiye’nin yollarının kesişmesiyle bu iki kadının birbirlerini keşfetme ve dönüştürme hikâyesini anlatır. Okuyucu bu hikâyeyi okurken aynı zamanda mütareke yıllarının İstanbul’una, Anadolu’dan Almanya’ya işçi olarak göç etmiş insanların yaşadığı zorluklara, Balkan topraklarının kaybedilmesiyle Anadolu’ya göç etmiş insanların yaşadıkları travmalara tanık olur.

Şairlerin dediği gibi, “Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehirdi.”

Leyla’nın Evi romanı Nedim Saban’ın yönetmenliğinde tiyatro olarak seyirciyle buluştu ve dokuz yıl boyunca yaklaşık 900 oyunda kapalı gişe oynadı. Oyunun müziklerini de yine Zülfü Livaneli, Ferhat Livaneli ile birlikte besteledi.

Leyla’nın Evi oyunundan bir kare

2. SON ADA

SON ADA

Dünya Edebiyatında distopya denince akla gelen ilk isim şüphesiz George Orwell’dir. 1984 ve Hayvan Çiftliği, yazıldığı topraklar olan İngiltere’de bile best-seller listelerinde yer almazken Türkiye’de hâlâ çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Son Ada da zengin içeriği ve kurgusal gerçekliği ile Türk Edebiyatının önemli distopik eselerinden biri olmuştur.
Roman, okuyucuya başlangıçta yasa ve devlet mekanizmasının işlemediği, huzur içinde yaşanan bir ada ütopyası sunuyor. Devlet Başkanlığı yapmış birinin emekli olup adaya yerleşme kararı vermesiyle adanın geçirdiği dönüşümü gözler önüne seriyor. Bu dönüşüm gerçekleşirken meydana gelen olaylar okuyucuya devlet, demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi kavramları felsefi bir tutumla sorgulatıyor. Bu kavramları çocukların anlayacağı bir dilde sadeleştirip küçük değişikliklerle “Son Ada’nın Çocukları” adında bir kitap daha yazıyor Livaneli. Böylelikle eser her kesime hitap eden bir başyapıta dönüşüyor.

SON ADA’NIN ÇOCUKLARI

Livaneli’nin yakın dostu Yaşar Kemal Son Ada hakkında: “Zülfü, büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.” yorumunu yapmıştır. Hatta kitaptaki “Yazar” karakteri, bu dostluğu bilen okuyuculara Yaşar Kemal’den esinlenildiğini düşündürmektedir. Bunun yanı sıra 2009 yılında Son Ada, Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görülmüştür.

“Hanımefendi.” dedi. “ Siz pelikanların yavrularını nasıl beslediğini biliyor musunuz?”
Afallayan kadın “ Hayır.” dedi.
“Anne pelikan, yavrularının açlık çektiğini görürse kendi etinden parça kopararak onları besler.”

  1. SERENAD
SERENAD

“Kitaba özellikle aşk romanı demedim. Aşk kelimesi çok kirletildi.” Livaneli’nin bu sözleri kitabı en saf haliyle anlatıyor. Devletlerin güç savaşı arasında kalmış, cezaları suçlu olmayanların çektiği bir sevgi romanı. Serenad sadece bu kelimelerle ifade edilemeyecek kadar yoğun içeriğe sahip bir kitap.2. Dünya Savaşında yaşanan Yahudi Soykırımından Kırım Türklerinin yaşadığı travmalara, Ermeni meselesinden Einstein’in Türkiye’ye yazdığı mektuba kadar yakın tarihin birçok olayını yalın ve tarafsız bir üslupla anlatmaya çalışıyor. Bu kitapta da birçok Livaneli kitabında olduğu gibi kurgusallık gerçeklikle iç içe geçmiş, hangi olayın gerçek hangisinin kurgu olduğunu ayırt edemiyorsunuz. Müziğin, bilimsel verilerin ve tarihsel olayların uyumlu bir şekilde okuyucuya aktarıldığı bu roman o kadar akıcı bir şekilde yazılmış ki kitabı elinizden bıraksanız bile hâlâ karakterlerle yaşamaya devam ediyorsunuz.

“Bu arada bütün yasal haklara rağmen pek çok kadının hâlâ dayak yediği, kadın sığınma evlerinin dolup taştığı, Doğu’da genç kızların aile meclisi kararıyla idam edildiği gerçeklerini saklayacaktım elbette. Çünkü bunları konuşmak millî gururuma dokunuyordu.”

       

KAYNAKLAR
Livaneli, Z. (2006). Leyla’nın Evi. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Livaneli, Z. (2011). Serenad. İstanbul: Doğan Kitap.
Livaneli, Z. (2008). Son Ada. İstanbul: Doğan Kitap.

Bir cevap yazın