Tabakalaşma ve Tüketim

Dünyanın her yerinde, toplumu oluşturan bireyler birçok nedenle ve yolla birbirinden ayrılırlar. Homojen görünüme sahip olduğu düşünülen bir toplumda bile yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek vb. özelliklerin neden olduğu bir heterojenlik söz konusudur. Bunlar toplumda bir yapı oluşturur ve bu yapıya sosyal tabakalaşma adı verilir. Sosyal tabakalaşma en genel tanımı ile “nüfusun hiyerarşik olarak derecelendirilmesidir”. İngiliz toplumbilimci Anthony Giddens’a göre tabakalaşma; farklı insan gruplaşmaları arasındaki yapılaşmış eşitsizliklerdir.

Eşitsizliklere bütün insan toplumlarında rastlanmaktadır. En küçük insan topluluklarından en geniş toplumlara kadar değişik büyüklüklerdeki toplumsal yapılarda konumların ve rollerin ayrıcalıkları, saygınlıkları, otoriteleri ve baskınlarına göre az çok süreklilik gösteren eşitsizliklere dayalı bölünmüşlüğü anlatan tabakalaşma evrensel bir süreçtir.1

Tabakalaşma sadece ekonomi ile ilgili olmasa da çağdaş toplumlarda genellikle ekonomiyi temelidir. Tabakalaşma sisteminde daha esnek ve inceltilmiş bir temel sağladığı düşünülenWeberyan modele göre sınıf tabakalaşması üretim ve mülkiyet ilişkilerine göre, statü tabakalaşması ise özel hayat tarzının temsil ettiği tüketim biçimlerine göre belirlenir. Alman sosyolog Weber’e göre statü gruplarının ortak bir hayat tarzları vardır ve bu ortak hayat tarzlarını rakiplerini dışlamak ve topluluk içinde özel bir statüyü tek ellerine almak üzere tasarlanmış çeşitli sosyal kapalılık sistemleri ile korurlar. 2

Günümüzde toplumsal onur değerlendirmeleri yüksek, kanaat önderi diye nitelendirilebilecek bireyler, sosyal statülerini korumak için ekonomik düzeylerini de yüksek tutmaya çalışırlar tüketim kalıpları bireylerin statülerini pekiştirir.

Her tabakanın kendine özgü bir tüketim kalıbı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Üst tabakada hâkim olan hazcı tüketim, alt tabakalara indikçe yararcı tüketime dönüşür. Hazcı tüketimde ihtiyaç ya da mecburiyetten ziyade keyif, memnuniyet, tatmin gibi duygular hâkimdir. Alınan şeyler işlevlerinden ziyade bireydeki anlamı dolayısıyla satın alınır. Fransız düşünür ve sosyolog, Jean Baudrillard, “Tüketim Toplumu” adlı eserinde tüketim yapısının sürekli metalardan alınan hazzı öne çıkarmasının hazcı tüketim biçimini gündelik yaşamın amacı haline getirdiğini söylemiştir. 3

 

Gösteriş tüketimi tüketim toplumunun varoluş nedenlerindendir. Tüketim toplumunun ayırıcı özelliği, bireylerin ihtiyaçları için tüketmek yerine tüketimini başlı başına bir amaç, bir ihtiyaç haline getirmesidir. 4 “İhtiyaç manipülasyonu” ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç duyar hale getirmek gücüdür. Serbest piyasa ekonomisinin hâkimiyetindeki tüm alanlarda pazarlama ve reklam faaliyetleri, kitle iletişim araçları ile kullanılan göstergeler aracılığıyla talebin manipüle edilmesini amaçlar. 5

Gösteriş tüketiminde asıl amaç tüketildiğini “göstermektir”. Tabakalaşma sisteminde alt sınıfta bulunan bireyler çoğu zaman ekonomik durumu ile paralel olmayan tüketimler yapar. Yoksul bir aile uzun süre taksit ödeyerek lüks bir araba sahibi olmak ister. Amaç araba sahibi olabilmek değil, bu arabayı satın alabildiğini göstermektir. Bu, bireylerin zenginliklerini ifade biçimidir. Bunu bu kadar isteme sebepleri ise zenginlik güçlülük olarak görmeleridir.

Dikey hareketlilikte gösteriş tüketimi, bireyin üst tabakaları öykünmesi ile olur. Yatay hareketlilikte ise bireyler bir aidiyet kazanma, statüsünü sağlamlaştırma amacı ile tüketirler.

Geçmiş dönemlerde zengin olmanın en büyük belirtisi çalışmamaktı. Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Veblen,“Aylak Sınıfın Teorisi” adlı kitabında çalışmanın, geleneksel olarak, değersiz bir güç israfı kabul edildiğini söyler. Bu yüzden zihnimiz çalışmayı, özde düşük düzeyli eylem olarak algılamaktadır.6 Yani bir nevi insanlar çalışmayarak, gücünü israf etmeyerek, aylaklık ederek yeterli parası olduğunu gösterirler. Servet, aylak olmanın yegâne özelliğidir. Emek, topluluğun gözünde itibar düşürür. Aylaklık, tembel anlamında değildir, kastedilen anlam üretken olmayandır. Çoğu iş uşaklar tarafından halledilir. Yapılan çok şey (mesela avlanmak) güç pekiştirmek amacı ile yapılır.

Veblen’in aylak sınıfı küçük toplumlarda daha belirgindir. Topluluk büyüdükçe aylaklık gösteriş tüketimine dönüşür. Bu ikisi pek tabii bir arada da bulunabilir. Üst sınıf gösteriş tüketimi yaparak alt ile arasına set çekmek ister, alt sınıf ise taklit eder yarışmaya çalışır. Taklit edilen üst sınıf sürekli yeni şeyler üretir.
Bir tüketim toplumunda bu döngü sürekli var olur. Çünkü var olan kapitalist sistem daima tüketiciye ihtiyaç duyar. Sürekli yeni şeyler üretilerek sonsuz bir ihtiyaç algısı oluşturulur.

Melike Can

Kaynakça
1. Ünal A. Z. (2011) Toplumsal tabakalaşma ve hareketlilik. Ankara: Birleşik
2. Ünal A. Z. (2011) Toplumsal tabakalaşma ve hareketlilik. Ankara: Birleşik
3. Baudrillard J. (2004) Tüketim toplumu. (H. Deliceçaylı, Çev) İstanbul: Sarmal
4. Kaban Kadıoğlu Z. (2014) Tüketim iletişimi süreçler algılar ve tüketici. İstanbul: Pales
5. Arslan İ. Y. (1996) Tüketici hukuku ve ilgili mevzuatı. Bursa: Ekin
6. Veblen T. (1995) Aylak sınıf. (İ. User, Çev) İstanbul: Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Matbaa Birimi

 

Görsel: https://www.slideshare.net/mobile/mld1935/social-stratification-13708782

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir