Benliğinin Peşinde Renkli Bir Topluluk: Osmanlı’da Çingeneler

15.10.2020
403
Benliğinin Peşinde Renkli Bir Topluluk: Osmanlı’da Çingeneler
Okuma Süresi: 5 dakika

 

        “Dostluk nedir, biliyor musunuz? diye sordu.

     Evet, diye yanıtladı Çingene kız; kardeş gibi olmaktır, tıpkı elin iki parmağı gibi iç içe geçmeden birbirine dokunan iki ruh gibi.”

                                                                                           Notre Dame’ın Kamburu – Victor Hugo

 

Osmanlı tarihinin tozlu sayfalarını araladığımızda karşımıza çıkan en renkli etnik azınlıklardan biri Çingenelerdir. Göçebe oluşları nedeniyle birçok ulusun sosyo-kültürel benliğine dokunan bu topluluğun kökenleri Hindistan’a dayanmaktadır. Bu bulguyu destekleyen en önemli çıkarım, konuştukları dilin Hint-İran dil ailesine ait olmasıdır. Zamanla Hindistan’dan İran’a göç eden Çingeneler buradan iki kola ayrılarak dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır.  Göçebe yaşamı benimseyen çingeneler yerleşik hayata geçirilme hususunda çeşitli baskılara maruz kalmışlardır. Buna rağmen hayatı algılayış ve yaşayış biçimlerinden ödün vermeyen topluluk, kökleriyle kurduğu sıkı bağı yüzyıllar boyunca korumuştur.

Çingenelerin göçebe yaşam tarzını benimsemeleri hakkında çeşitli rivayetler mevcuttur. Bunlardan en ilgi çekicisi, Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinde kullanılan çivilerin Çingeneler tarafından yapıldığı söylentisidir. Bu sebepten dolayı lanetlendiklerine, dolayısıyla da göçebe bir yaşama mahkûm edildiklerine dair güçlü bir inanç vardır. Çingene mitolojisine göreyse Romanlılar Hz. İsa’yı çarmıha germek için dört çivi hazırlatmışlardır. Rivayet odur ki, Hz. İsa’yı dört çiviyle çarmıha germeden önce çivilerden birinin yok olduğu anlaşılır. Hz. İsa’yı çok seven Çingeneler, onun daha fazla acı çekmesini istememiş, çivilerden birini çalmışlardır. Bunun üzerine Tanrı, Çingenelerin yaptıkları hırsızlıklara iltimas göstermiştir.

Çingenelerin topluma entegre olmada sıkıntı yaşadıkları coğrafyalardan biriyse Osmanlı topraklarıdır. Topluluk, imparatorluğun Balkanları fethiyle birlikte Osmanlı tebaasına katılmıştır. Bu topluluğun dini inanışının ve yaşayış biçimlerinin Millet Sistemi’ne dayanan iskân politikasında herhangi bir karşılığı yoktur. İmparatorluk bünyesindeki toplulukları dinlerine göre sınıflandıran Millet Sistemi, Çingenelerin toplumsal konumlarının belirlenmesinde çeşitli problemlere yol açmıştır. Osmanlı devletinde sosyal kategorizasyonun en belirleyici ögesi dindir. Din, çeşitli alt gruplara karşı yaptırım ve yatırımların kararlaştırılmasına önemli bir rol oynamıştır. Çingenelerin herhangi bir dini tasniften muaf tutulmasının önemli göstergelerinden biriyse bu topluluğa cizye vergisinin uygulanış biçimidir. Normal şartlar altında sadece gayrimüslim halktan alınan bu vergi Müslüman Çingenelerden de toplanmıştır. Gayrimüslim çingenelerden 25, Müslüman çingenelerdense 22 oranında toplanan cizye vergisi, devletin bu topluluğun uyumsuz tutumlarına karşı uyguladığı yaptırımlardan sadece biridir.

Çingene kelimesini etimolojik olarak incelediğimizde, kökeninin, Mezopotamya topraklarına ait bir müzik aleti olan çeng kelimesine dayandığı ortaya çıkmaktadır. Çeng+i-gan olarak inceleyebileceğimiz ek kök ayrımında +i eki çengi çalan kişileri belirtirken -gan eki Farsçada çokluk anlamı katmaktadır. Bu müzik aletini çalan kimseler anlamına gelen çingene kelimesi halk arasında aşağılayıcı bir anlam kazanmıştır. Benzer bir sürece Batı’da da rastlanılmaktadır. Gypsy kelimesi gyp kökenine dayanmakta, bu adlandırma aynı zamanda dolandırmak, aldatmak ve çalmak gibi fiillerin yerine de kullanılmaktadır. Bu kelimelere yüklenen aşağılayıcı anlamlar kimi grupları kendilerini Roman ya da Romani olarak tanımlamaya itmiştir. Osmanlı’ya ait tahrir defterleri incelendiğinde bu topluluk için Çingene ve Kıpti adlandırmalarının kullanıldığı görülmektedir. Kıpti, Çingenelerin Mısır’dan geldiği varsayımı üzerine verilmiş bir addır. Bu döneme ait ilgi çekici detaylardan bir diğeriyse Karagöz karakterinin Çingene olduğu varsayımıdır. Halk bilimciler Karagöz’ün bazı oyunlarda Çingene olduğunu kendi ağzıyla itiraf etmesine, Bulgar gaydası çalmasına ve Evliya Çelebi’nin tanıklığına dayanarak Bizans imparatoru Konstantin’in Çingene seyisi Sofyozlu Bali Çelebi olduğunu ileri sürmektedir (“Karaöz ve Hacivat,” t.y., par. 1).

Osmanlı’da Çingeneler yaşayış biçimlerine göre yerleşik ve göçebe olarak ikiye ayrılmaktalardır. Göçebe Çingeneler arasında Müslüman nüfus çoğunluktadır. Osmanlı’da yaşayan göçebe Çingenelerin Bektaşi inanç sistemini benimsedikleri gözlemlenirken, yerleşik Çingeneler arasında Sünnilik yaygındır. Yerleşik Çingenelerin konuşlandıkları ilk mekân Sulukule’dir. Bir dönemin popüler noktalarından olan Sulukule, İstanbul’un eğlence kültüründe kayda değer bir yere sahiptir. 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren hız kazanan Osmanlı modernleşmesi, bugüne kadar benimsenen eğlence anlayışında da değişimlere yol açmıştır. İstanbul eğlencelerinin çekim merkezi Sulukule’den Beyoğlu’na kaymıştır.

İlerleyen yıllarda Ayvansaray ve Balat dolaylarına taşınan Çingeneler, Lonca Mevkii olarak da adlandırılan bu bölgedeki gayrimüslim halkla etkileşim içindedir. Yahudi ve Hristiyanların dini günlerinde görev almaya başlayan birçok Çingene zamanla asimile olarak din değiştirmiştir. Bunun yanı sıra, Çingeneler bulundukları bölgelerin filolojik ve kültürel özelliklerinden de fazlaca etkilenmişlerdir. Türkçe ve Rumca gibi sosyo-dominant dillerin topluluğun ana diline karışması yeni bir alt kültürün habercisi niteliğindedir. Çoğunlukla belirli bir dini inanışa sahip olmayan çingenelerin bulundukları bölgelerin inanç sistemlerine uyum sağladıklarını söylemek mümkündür. Günlük hayatlarında uyguladıkları baskın bir dini pratik olmamasına rağmen çeşitli dini kutlamalarla öne çıkan bu topluluğun en bilindik günleri Kakava Şenlikleri ve Hıdrellez Kutlamalarıdır.

Osmanlı’da Çingene topluluklarının liderleri Çeribaşı olarak adlandırılmıştır. Devlet ve topluluk arasındaki ilişkinin sürdürücüsü konumundaki Çeribaşılarının Çingene olmamasına özen gösterilmiştir. Bu durum imparatorluğun Çingeneler üzerindeki kontrol mekanizmasını güçlendirmek adına başvurduğu bir yöntemdir. Çoğunlukla Rumeli eyaletinde yaşayan Çingeneler, bulundukları kazalardaki kadılar vasıtasıyla devletle ilişkilenebilmektedir. Bu topluluk hakkındaki ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılmıştır. Bu idari düzenlemeler arasında öne çıkan önemli detaylardan biriyse Müslüman ve Gayrimüslim Çingeneleri ayrıştırma çabasıdır. Bu duruma verilebilecek en güzel örneklerden biri, iki topluluğu ortak paydada birleştirebilecek bir eylem olan evliliğin kati suretle yasaklanmış olmasıdır. Bunun yanı sıra, topluluk ve devlet bağlarının kopuk olması sebebiyle dini nikah topluluk içinde talep görmemiştir. Bu durum çok eşliliği yaygınlaştırırken boşanmayı da kolaylaştırmıştır. Çingeneler arasında gelinin bekaretinin önem taşıdığı topluluklar Müslümanlar ve Akdeniz havzasında yaşayan Çingenelerle sınırlıdır. Toplulukta aile, aynı zamanda gelecek nesillere mesleki eğitimin verildiği yegâne kurumdur. Anne kız çocuğuna sepet örmeyi öğretirken, babanın görevi oğluna çalgı eğitimi vermektir. Bu topluluğun Osmanlı toplumunda üstlendikleri başlıca görev idam cellatlığıdır. Buna ek olarak, eşkıyalık ve hırsızlık suçlarıyla yargılanan Çingeneler disipline edilmek amacıyla kürek cezasına çarptırılmışlardır. Bu durum aynı zamanda ordudaki ağır iş yükünü karşılayacak bir kadro oluşturulmasına yardımcı olmuştur.

Türkiye’de Metin Koçan’ın Ağır Roman’ından, Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat’ına kadar birçok edebi esere konu olan bu topluluğun göçebe yaşam tarzı, onlar hakkında akademik araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır. Akademik alanda artan etnik çalışmalar aracılığıyla Çingene toplumunu örten bilinmezlik perdesi yavaş yavaş aralanmaktadır.

 

Film ve Müzik Önerileri

Çingeneler Zamanı-Emir Kusturica

Ağır Roman-Mustafa Altıoklar

Latcho Drom-Tony Gatlif

Notre Dame de Paris müzikali– Riccardo Cocciante (besteci)

Djelem Djelem – Barcelona Gipsy Klezmer Orchestra: https://www.youtube.com/watch?v=23dW3H9yFSU&ab_channel=BGKO

Lule Lule-Barcelona Gipsy Klezmer Orchestra: https://www.youtube.com/watch?v=Oztvh92T7Zg&ab_channel=BGKO

Volare-Gipsy Kings: https://www.youtube.com/watch?v=qmbx4_TQbkA&ab_channel=gipsykingsVEVO

Gypsy Jazz – “Minor Swing” – Rhythm Future Quartet: https://www.youtube.com/watch?v=do1encCa5TU&ab_channel=magicfiddle

 

İlkyaz Ekşi

 

 KAYNAKÇA

Altınöz, İ. (2013). Osmanlı Toplumunda Çingeneler. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Berger, H. (2000). Çingene Mitolojisi. İstanbul: Ayraç Yayınlar.

Göncüoğlu, S. ve Yavuztürk, Ş. (2010). Sulukule ve Çingeneleri. Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 0(23), 107-134.

Karagöz ve Hacivat. (t.y.). Vikipedi Özgür Ansiklopedi içinde. Erişim adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Karag%C3%B6z_ve_Haciva

Görsel Kaynaklar:

Kapak Görseli, Görsel 1, Görsel 2, Görsel 3, Görsel 4.

 

ETİKETLER: ,
YAZAR BİLGİSİ
İlkyaz Ekşi
İlkyaz EKŞİ 1999 yılında İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversite’sinde Türk Dili ve Edebiyatı okuyan İlkyaz aynı zamanda film çalışmaları öğrencisidir. Uzun yıllar profesyonel olarak resim çizmiş, güzel sanatların birçok alanında aktif olarak çalışmıştır. Hayatını okumak, izlemek ve dinlemek üzerine şekillendirirken öğrendiklerini yazıya aktarmayı amaç edinmiştir. Edebiyat, tarih ve sinema alanındaki yazılarını MozartCultures aracılığıyla okuyuculara sunmaktadır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.