Uğultularla dolu dönemde hüzünlü bir ses, Hermann Hesse

“Yaşam öykümü anlatabilmem için çok eskilere uzanmam gerekiyor. Elimden gelse daha da gerilere, çocukluğumun ilk yıllarına kadar uzanır, burada da durmaz, çok ötelerde atalarıma doğru yol alırdım.

Hermann Hesse, 2 Temmuz 1887’de Württemberg Kara Ormanındaki Calw kasabasında doğdu. Baba tarafından Baltık, anne tarafından Batı İsviçreliydi. Babası uzun zaman Hindistan’da misyonerlik yapmıştı. Annesi ise Doğu Hindistan’da büyümüştü. Babasını “doğrunun hizmetinde canla başla çalışan, hiç kimseye karışmayan yalnız bir Protestan rahip” ifadelerini kullanarak anlattı.

 

Hesse’nin dinle tanışması çocukluğu ve hatta bebekliğine dayanıyordu. İleride yazacağı romanlarında işleyeceği ve hayatını büyük ölçüde etkileyecek olan Asya öğretisnin kaynağını yine ailesinde buluruz.

 

Hesse’nin dedesi Hindologtur, annesi Hindistan’da Malabar’da doğmuştur. Babası ise uzun yıllar Hindistan’da misyoner olarak görev yapmıştır. Dedesi Hindostani, Malayalam ve Bengali dillerini konuşurdu. Hint metinlerini incelemiş, İncili Malayalam’a çevirmiş ve Malayalam gramer kitabını yazmıştır. Evlerine doğudan gelen exotik misafirler olurdu ve evde doğukültürünü de içine alan zengin bir kütüphan vardı. Doğu kültürüne aşina olan Hesse anne ve babasından Hıristiyanlık adına baskı görünce, onlardan uzaklaşarak doğu kültürüne sığınma gereksinimi duymuş bu durum Uzakdoğu dinlerine yakınlaşmasına neden olmuştur. Böylece Hinduizm, Brahmanizm, Budizm, Zenbudizm ve Konfüçyanizm ve Taoizm ile ilgilenmiş, 1907 yılında Çindinleri üzerinde araştırmalar yapmıştır. (Arkış, 2015:18)

Babası, onun rahiplik yapması gerektiğini düşündüğü için küçük yaşta eyalet sınavını kazanarak eğitimiyle ünlü ve bir zamanlar Hölderlin’in de gittiğiWürttemberg’deki Maulbronn Manastırı’na gönderildi. Bu dini çevrede yaşadığı sıkıntıları daha sonra Çarklar Arasında adlı romanında anlatacaktı. Hesse çocukluğunu dini bütün bir Protestan olarak geçirdi ancak bu uzun sürmeyecekti. Okulun sistemine uyum sağlayamadı ve kısa bir süre sonra okulu bıraktı. 1894 yılında Calw şehrindeki saat kulesi fabrikasında 14 ay kadar çalıştı. Lehim işiyle uğraşan Hesse, işin mekaniğinden ve sıradanlığından kaçış ararken edebiyatla tanıştı. Onun asıl eğitimi daha yeni başlıyordu. Kısa sürede okuduğu büyük yapıtlar ve tanıştığı yeni dünyalar onda doyumsuz bir edebiyat açlığı oluşturdu. 1895 yılında Tübingen’de yeni açılan Heckenhaueradlı bir kitapçıda ciddi olarak çalışmaya başladı. Odasının duvarları Nietsizche ve Chopin ile süslüydü.

 

On üç yaşımdan başlayarak şunu açıkça anlamıştım ki ya bir yazar olacaktım ileride ya da hiçbir şey.”

 

 

 

Odasında geçirdiği yalnız zamanlarında daima okur. Okumadan geçen her boş zaman kayıp gibi gelir ona. “Alıştım artık, üç yıldır yalnız başıma düşünüyor yalnız başıma ezgiler mırıldanıyorum.”

 

Bir süre sonra çocukluğunun birkaç yılını da geçirdiği Basel’e taşınan Hesse burada ilk edebiyat denemelerini yaptı. 1899 yılında yayımladığı Romantik Şarkılar adlı şiir kitabı pek ses getirmese de O, edebiyat alanındaki okumalarını sürdürdü ve çeşitli eleştiriler yazdı. Bu şekilde geçen bir yıldan sonra Hermann, Lauscher’ın Bıraktığı Yazılar ve Şiirler adlı itiraf niteliğinde bir kitap yayımladı. Ardından 1904 yılında kendisine ün kazandıracak olan Peter Camenzind adlı romanını yayımladı

 

 

“Bana öyle gelmiştir ki, her dönemde sanat, içimizdeki Tanrısala karşı duyulan suskun özlemin sesini duyurduğu bir dil olmuştur.”

 

Artık tüm zamanlarını yazarlığa ve yazmaya adayan Hesse, Birinci Dünya Savaşınıngetirdiği bunalımdan kaçtı ve İsviçre’de Maria Bernoulli ile evlendi. Konstanz Gölü kenarında oldukça sakin bir yer olan Gaienhofen köyüne yerleşti. Burada kendini dinleme fırsatı bulan Hesse otobiyografik nitelikler taşıyan romanları yazmaya başladı.

 

Çarklar Arasında (Unterm Red) adlı 1906 yılında yayımlanan romanında kendi çocukluğunda yaşadığı bunalımları, duygusal bir çocuğun Alman disiplini ve manastırın katı kuralları arasında nasıl ezilip, içine kapandığını anlatır. Birinci Dünya Savaşına kadar yazdığı öykülerinde lirik ve coşkun bir hava vardı. Komşular (1908), Getrud (1911), Dolambaçlı Yollar (1912) bu tarzda yazılmış öykülerdir ve bitip tükenmez çocukluk anılarını ve büyüdüğü yerlerin manzaralarını işler. 1913 yılında kaleme aldığı Bir Hindistan Yolculuğu adlı eserinde de çağına karşı savaşım veren insanı işler.

 

Hesse, 1913’de Bern’deki bir kilisede Bach’ın bir org konçertosunu dinlerken ilahi birliği, zamansızlığı hissetmiştir. Bu olaydan sonra anlatım tarzına metafizik vizyonlarını yansıtmıştır.  (Arkış, 2015:23)