Yeni Bir Dünya İnşaası: Gerçeküstücülük

“Benim elbet bir bildiğim var: Hayat saçma sapandır.
Üstüme saçmalı tüfeğiyle ateş açtı hayat
Yaylım ateş, bombardıman, güldürücü gaz
Şairsin! Arkanı dönme! Neyin var sen de
Fırlat!
Hiç yoksa şu inkisarı kağıda geçir, sonuna kadar yaz
Nasıl olsa çıkaramazsın saçmayı etinden
Hiç deneme”
(İsmet Özel- Şivekâr’ın Çıktığıdır)

Gerçeküstücülük, sıkışmış sanatçıların kurmak istediği, yeni ve barış içinde bir dünya özleminin sanata yansımasıdır…
Gerçeküstücülük,(Fr. surréalisme), Latince super(üst) ile real(gerçek) kelimelerinden türetilmiştir. Akım, Freud‘un düşünceleriyle yakından ilgilenen aynı zamanda eski bir dadaist olan Andre Breton tarafından sistemleştirilir. 1919’dan itibaren edebiyatta-özellikle şiirde- kendini hissettirir. Gerçeküstücülük ilk bildirisini 1924’te, ikinci bildirisini de 1930’da ilan eder. En parlak dönemleri 1924-1928 yıllarıdır. 1945’ten sonra ise etkisini kaybeder.
Akımın ünlü yazarları Paul Eluard, Pierre Reverdy, Andre Breton, Louis Aragon, Benjamin Perrert gibi isimlerdir. Türk edebiyatında bu akımın temsilcileri II. Yeni şairleri olarak kabul görmüştür. Gerçeküstücülük yalnızca edebiyatçıların esinlendikleri bir akım olmayıp resim alanında birçok önemli ressamın duygularını ifade etmek için izlediği bir yol olmuştur. Salvador Dalí, René Magritte, Max Ernst, Frida Kahlo, Pablo Picasso bu akımla eserler veren ünlü ressamlardır.

20. yüzyıl insanlık adına kolay sindirilebilecek bir yüzyıl değildir. İcatlarla,teknolojik ilerlemelerle hayat şartlarının iyileşeceği düşünülse de bu ilerlemeler, insaniyet yönünden büyük yoksunlukları beraberinde getirir. İlerleme “romantik” bir insanı öldürürken “mekanik” insanı doğurur. I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki süreçte insanlık tarihi akıl almaz cinayetlerle, kitle imha araçlarıyla tanışır. Böyle karamsar bir hava dönemin düşünen insanını bireye yöneltir. Varoluşçuluk, gerçeküstücülük bu yönelimlerdendir. Sanatçılar, buhrandan kaçmayı değil, kalıp savaşmayı tercih eder. Bir sanatçının silahı kimi zaman kalemi, kimi zaman fırçası olur. Onlar tüm bu “saçma sapan”lık içerisinde yeni bir dünyanın hayalini kurarlar. Şimdiye kadar yaşadıkları gerçek olamaz, olmamalıdır. Onlar salt gerçekliğe ulaşmayı hedefler, yani görünen gerçeğin üstüne ulaşmayı. Bu yüzden kendilerinden önceki bütün kuralları reddederler. Çünkü kendilerinden önceki hukuk da adalet de kanun da mutluluk getirmemiştir. Bu gerçekliğe ulaşmanın yolu düşlerle imgeleme erişmektir. O düşün içerisinde hiçbir sistemin baskısı olmadan içlerinden geldiği gibi yazacaklardır. İç dünyayı olduğu gibi anlatmayı hedeflerler ve akıcı anlatımı önlediği gerekçesiyle noktalama işaretlerini kullanmayı reddederler. Kendilerini tamamen bilinç dışına teslim edip yalnızca akıllarına gelenleri “anında” yazarlar.
Gerçeküstücülere göre sanattaki her türlü gerçek bilinçaltındadır, bilinçaltı duygu ve ihtirasların sembolleridir. Bu yüzden gerçeküstücülük rüya yazımını, hipnotik uykuyu ve düşleri esas alınacak gerçeklikler olarak görür. Akla karşıdırlar çünkü akıl çeşitli otoritelerin baskısı altında kalıp o baskılarla kararlar verebilir. Fakat düş ve rüyalar öyle değildir, dışarıdan müdahale edilemez. Rimbaud’un deyişiyle “şair olmak isteyen insanın ilk yapacağı şey, kendi kendini tanıma olmalıdır. Ruhu devleştirmek gerekir…”
Gerçeküstücülük akımının kendini daha ziyade şiirde göstermesi elbette rastlantı değildir. Şiir bir dilin ulaşabileceği en üst noktadır yani “üst dil”dir. Bu anlayışla yazan sanatçılar da alışılmışın dışında imgeler ve kapalı dil kullandıkları için ifadeleri ancak şiir gibi bir sentaksta hayat bulabilirdi. Aynı zamanda şiirde her yolun mübah olması onların kural tanımaz kişilikleriyle oldukça uyumluydu.

Türk edebiyatında II. Yeni şairlerinin bu akımla eser verdiği kabul edilir. Yalnız irdelendiğinde bu şairlerin gerçeküstücülükten anladıklarını kendi poetikalarına öznel bir biçimde yansıttığını görürüz. Yazınımızda gerçeküstücülük aşkınlık, yabancı sözcüklerin yan yanalığı, imgesellik olarak algılanmıştır. Halbuki her kapalı ve imgesel şiir gerçeküstücü şiir değildir. Türk edebiyatı şiirinin modernleşmesindeki kırılma noktası olan II. Yeni’nin amacı farklı bir şiir inşaasıydı. Garip akımı ile yıkılan şiir anlayışına muhalefet edip şiiri konusu “her şey” olabilmekten çıkarıp yine üst bir dil haline gertirdiler. Bazı anlayışları gerçeküstücülükle bağdaşsa da temelde II. Yeni, “şiiri yeni kelimelerle yapmak” isterken gerçeküstücüler “yeni bir gerçeklik” istiyorlardı. Evet imgesel, alışılmışın dışında bir sentaks ve biçem kullandılar fakat bütünüyle gerçeküstücü olamadılar.
Andre Breton’un 27 Ocak 1925 yılında yayınladığı Gerçeküstücülük Bildirgesi’nin 8. maddesinde şu ifade geçer: “Bizler başkaldırı uzmanlarıyız.” Gerçeküstücüler memnun olmadıkları bu dünyadan kaçmadılar, kalıp yeni barış içinde bir dünya inşaa etmek istediler, bu amaç için mücadele ettiler ve başkaldırdılar. Bunun yolunu ise gerçekten kopuk görünen(belki de gerçeğin ta kendisi) rüyalarında ve düşlerinde buldular. Düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara selâm olsun…

“BÜYÜKLER!
Çocuklarınıza düşlerinizi anlatın.
SİZ GÖRMEYENLER,
Görenleri düşünün”
(Andre Breton)

Yazan: Zeynep TEMEL

Kaynakça
1- Gürsel AYTAÇ, Genel Edebiyat Bilimi, Doğubatı Yayınları, Ankara 2016, s. 284-287.
2- Prof. Dr. İsmail ÇETİŞLİ, Batı Edebiyatında Edebî Akımlar, Akçağ Yayınları, Ankara 2009, s.136-142.
3- Müesser YENİAY, Öteki Bilinç: Gerçeküstücülük ve İkinci Yeni, Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013.
4- Tuğrul İNAL, Gerçeküstücülük, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi Yazın Akımları Özel Sayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2013, s.262-280.
5- Andre BRETON, Neden Gerçeküstücü Devrim Yolunu tutuyorum? Çev.: Bertan ONARAN,Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi Yazın Akımları Özel Sayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2013, s.280-282.
6- Andre BRETON, Gerçeküstücü Küçük Metinler Çev.: Zeynep MENNAN ve Tuğrul İNAL, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi Yazın Akımları Özel Sayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2013, s.295.
7- Andre BRETON, Gerçeküstücülük Bildirileri/ 27 Ocak 1925 Bildirgesi Çev.: Bertan ONARAN, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi Yazın Akımları Özel Sayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2013, s.289.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir