Reading Time: 2 minutes

Diktatörlük Başlatan Komplo

Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasında Almanya’daki komünist, sosyalist, sosyal demokrat ya da demokratik sol partiler ve kişiler kendi aralarında bitmek bilmeyen bölünmelerin, kavgaların, çatışmaların, kamplaşmaların, düşmanlıkların içindedirler.

Bu bölünmenin sonucu olarak da Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi kurucusu Başkanı Adolf Hitler, 31 Mart 1932 tarihinde yapılan seçimlerde oyların yüzde 37’sini alarak; 28 Ocak 1933 tarihinde, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg[1] Katolik Merkez Partisi’yle bir koalisyon yaparak istikrarı sağlayacağı umuduyla Hitler’i şansölye (başbakan) olarak atanır. Ancak Hitler, azınlık hükümetindedir (Yılmaz, 2013).  

5 Mart 1933 tarihinde genel seçim vardır ve Hitler, iktidar olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Hitler, kendisine yakışan cinsten ilkel ve kendince pragmatik bulduğu komployla birlikte tabiri caizse ilk kurşunu atmıştır.

Gelelim olayın detaylarına: Berlin’de olay yerinde Hollandalı 24 yaşındaki inşaat işçisi Marinus van der Lubbe yakalanır. Komünist olduğunu söyleyen Marinus, polisin söylediğine göre, kundaklama eylemini tek başına gerçekleştirdiğini anlatır. Reichstag [2]yangını binanın çeşitli bölgelerinde ve aynı anda çıkar. Marinus’un Almanya’da veya Berlin’de yaşamaması olayın komplo olmasını neredeyse kanıtlar niteliktedir (AYDOĞAN, 2019).

Adolf Hitler kabinesi, acil anayasal yetkileri kullanarak 4 Şubat 1933 günü Alman Halkını Koruma Kararnamesi[3] çıkardı.  Kararname basına kısıtlamalar getirdi; polise siyasi toplantı ve yürüyüşleri yasaklama, seçim kampanyalarını engelleme yetkisi verdi. 27 Şubat’ta parlamento binasının yanmasından sonra insan haklarının geçici olarak askıya alınması, daha dramatik ve kalıcı hâle geldi.

Yangının nasıl çıktığı bilinmemesine karşın koalisyon hükümeti, bir propaganda manevrası yaparak komünistleri suçladı.

Reichstag’ın yanmasından bir gün sonra, 28 Şubat’ta, Başkan von Hindenburg’un acil bir kararname olan Halkı ve Devleti Koruma Kararnamesi’ni onaylamasını garantiye almak için Reichstag yangınını kullandılar. Genellikle Reichtag Yangın Kararnamesi olarak bilinen düzenlemeler; toplantı hakkı, ifade hürriyeti, basın hürriyeti ve diğer anayasal güvenceleri askıya aldı, polis soruşturmalarındaki tüm kısıtlamaları kaldırdı.

Komünistlerin devleti yıkmak için bir ayaklanma planladığı yanlış algısına gerekçe olarak çıkarılan Reichstag Yangın Kararnamesi, rejime siyasi rakipleri belirli bir suçlama olmaksızın tutuklayıp hapse atma, siyasi örgütleri feshetme ve basın yayın organlarını baskı altına alma yetkisi verdi. Kararname, merkezî hükümete ayrıca devlet hukukunu ve yerel hukuku hükümsüz kılma, devlet kurumlarını ve yerel kurumları lağvetme yetkisi de verdi (United States Holocaust Memorial Museum, 2018).

Bu saldırı ve peşi sıra gelen kararname ile Hitler’in diktatoryasının ilk adımları atılmış olundu.

Yücelhan Danacıoğlu


[1] Paul von Hindenburg: 1925-1934 yılları arasında cumhurbaşkanı olarak görev yapan alman devlet adamı, mareşal.

[2] Adolf Hitler’in Almanya’nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu’nun toplandığı yerin ismidir. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin’de bulunmaktadır.

[3] Genellikle Reichstag Yangın Kararnamesi olarak bilinen, Alman Anayasasının özellikle insan haklarını ve hukuk kurallarının yürütülmesini teminat altına alan önemli hükümlerini askıya alan düzenleme.

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle