Reading Time: 2 minutes

Tarih boyunca insanlar ideal bir yaşam tarzı ve dünya sistemi yaratmak için, mevcut sistemlerini politikanın onlara izin verdiği kadarıyla eleştirmişlerdir. Sanat, özellikle de edebiyat, bunun için en uygun yol olmuştur. Onaltıncı yüzyılda, ütopya edebiyatı bu eleştiri akımının bir parçası haline gelmişti. Ütopyaların her zaman ideal bir dünya olduğu varsayılıyordu. Fakat kim için, kimin ideallik anlayışına uyuyordu?

  1516’da, İngiliz Rönesansı sırasında Thomas Moore, bu edebiyatın prototipi sayılan Platon’un “Devlet”ini ve Aziz Augustine’nin “Tanrı’nın Şehri” kitabını baz alarak İngiliz edebiyatındaki ilk örneği ”Ütopya”yı yayımlamıştır. Yunanca’da var olmayan yer anlamına gelen “utopia” ve iyi yer anlamındaki “eutopia” kelimelerinin hibrit konsepti ile bu edebi türe de ismini vermiştir.

  Bu sırada stoacılık felsefesinin yaygınlaşması ile insan değil, erkek aklı yüceltilmeye de başlanmıştı. Doğayı ve toplum düzenini kontrol etme kibri, bu felsefi akımda gücü elinde bulunduranların azınlık olanları kendilerinden daha zayıf görmelerine sebep oldu. Erkek aklının yüceliği de kendi doğru, yanlışlarını, iyi veya kötü değerlerini empoze etme ihtiyaçlarını doğurmuş ve Thomas More’a da kusursuz toplumu inşa etmesi için klasik ve modern ideolojilerle yön vermiştir. İdealist görüşlerinin de yardımıyla hazır olan sistemdeki hataları düzeltmeye; sosyolojik, politik ve ekonomik alanlarda tüm vatandaşların eşit olduğu bir devlet sistemi kurgulamıştır.

  “Ütopya”da vatandaşlar, toplumun refahı, devamı ve kurtuluşu için otonomiye sebep olacak tüm zevklerinden, haz ve estetik anlayışlarından arındırılmışlardır. Aslında sosyal bir varlık olan insan türünün doğasına tamamen aykırı olan bu yöntem ile insanlar benliklerine yabancılaşıyor ve aralarındaki farklılıkların minimuma indirgenmesi ile yasa ve toplum önünde eşit canlılar olmaları amaçlanıyordu. Fakat edebiyatın daha önceki eserleri gibi, “Ütopya” da dialektik bir şekilde ilerleyen cinsiyet atamalarına tipik bir şekilde yaklaşmıştır. Maalesef, bu eşitsizlik ile karşılaşan kadındır. Yazıldığı dönemin geleneklerini çiğneyip kadınlara daha liberal haklar vermiş olsa da Avrupa ve Elizabeth Dönemi inanç ve kanaatlerinden tamamiyle kurtulamamış ve kadınları erkeklere ‘neredeyse’ eşit bir seviyeye getirmiştir. Eserde ontolojileri kadın üzerine baskı için kullanılmış olan erkek, dişil kişiye her zaman rehberlik etmek, onu koruyup kollamakta ve yaptığı hataları düzeltmekle yükümlüdür. Örneğin, ibadethanelerine gitmeden önce kadınlar ilk olarak “evin direği” olarak nitelenen erkek kişisinin önünde diz çökerek evliliklerinin refahı ve devamlılığı için başarısızlıklarını, pişmanlıklarını ve hatalarını itiraf ederek af diler ve bu af çıkarma daha sonra ibadethaneye taşınır. Ataerki kültürün bu klasik ataması, kadınların sırtına burada da bir yük olarak bırakılmıştır. Bu kültürde her şey gücü elinde barındıran kurumların başına getirilen erkek kişisini memnun, tatmin etmek ve yüceltmek için kurulmuştur. Erkek ve Tanrı kavramları birbirine tanımlanmış ve kadın zihniyeti içinde de özdeşleştirilmeye çalışılmıştır. Hatta şu ana kadar geçerliliğini hala bazı zihniyet ve kültürlerde koruyan kadının ev içi mesuliyetleri: çocuk bakımı, yemek ve temizlik yapımı ile ilişkilendirilmesinin “Ütopya”da da görülmesi bunun bir diğer örneğidir.

  Thomas More, ödomanik anlayışını erkek cinsi etrafında şekillendirdiğini bu gibi örnekleri ile kanıtlamıştır. Kadın, toplumun büyük ve önemli bir parçası olmasına rağmen, “güç” kavramı iki cins arasında dengelenmek yerine erkeklerin eline verilmiş ve onları merkez haline getirmiştir.

  Patriyarki kültürün, ütopya kurgusunda bile varlığını koruduğunu; ve daha önceki her türlü sanat eserinde olduğu gibi yine erkek kişi için ideal olduğunu görüyoruz. Kadının toplum refahındaki haklarını ve mutluluğunu gözetmede başarısız olan bu eser de, kadını ideal dünyada bile şovenizm altında ezilen doğal bir kaynak olarak edebiyat tarihine yazmıştır.

Azra Muslu

Kaynakça:

Essays, UK. (November 2018). The Concept of Utopia. Retrieved from https://ukdiss.com/examples/concept-of-utopia.php?vref=1

Mitchell, S. (2017). Utopia and Its Discontents: Plato to Atwood. Bloomsbury Academic, pp.32-36

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle