Site Loader

Helen Cumhuriyeti ya da bildiğimiz adıyla Yunanistan, tarihi ve kültürel geçmişiyle, yeryüzündeki en eski uygarlıklardan birinin mirasçısıdır. Felsefe, sanat, edebiyat ve siyaset ile dünyaya yön vermiş Yunanistan, Avrupa’nın güneyinde irili ufaklı 1400 adanın çevrelediği bir Akdeniz ülkesidir. 1830 yılında giriştiği milliyetçi isyanlar sonucu Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanan ilk devlettir. Tarihine Ortodoks Hıristiyanlık ve Osmanlı yönetimi damgasını vurmuştur. Tarihçiler Yunanistan tarihini üç büyük bölüme ayırırlar: Eski Yunan tarihi, Orta Devir-Bizans tarihi ve Yeni Yunanistan tarihi. Yazımızda Yeni Yunanistan tarihi ele alınacaktır.

Milliyetçilik rüzgârının Balkan coğrafyasını kasıp kavurmasının etkileri Yunanistan’da da hissedilmiştir. Milliyetçilik fikirleri öncesi bu topraklarda insanlar kendilerini Yunan, Bulgar, Makedon olarak değil; Ortodoks, Yahudi ya da Müslüman olarak tanımlamaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk milliyetçi isyan bayrağını çeken Sırplar olsa da isyanlar sonucu bağımsızlığını kazanan ilk halk Yunanlılardır. Bunun sebebi, şüphesiz Yunan halkının kamuoyu oluşturmayı iyi bilmesi ve büyük güçlerin desteğini tam olarak almayı başarması olsa da, dünyanın birçok yerinde ticaret yapan Yunanlı tüccarların da etkisi büyüktür.

1830 yılında bağımsızlığını kazanan Yunanistan, aslında Yunanlıların hayal ettiğinden oldukça uzaktı. Küçük ve güçsüz bir devlet olarak uluslararası arenada yerini almıştı. Öyle ki, ilk Yunan Kralı Katolik bir Alman’dı. Mezhep değiştirmeyi kabul etmeyen kral, devam edecek olan soyunun Ortodoks olacağının garantisini vermiştir. Her ne kadar Yunanistan şeklen bağımsız bir devlet olsa da bu dönem de büyük güçlerin denetimi altındadır. Yunanistan bağımsızlığı kendi tarihi için köşe taşı olmasının dışında, Osmanlı Devleti’nde de dağılmanın başlangıcı olması açısından önemlidir.

Şubat 1833 tarihinde tahta geçen Kral Otto reşit olmadığı için ülkeyi 2 sene kralla beraber gelen 3 kişilik Bavyeralı bir kurul yönetti. Milliyetçilik fikirleri sadece üst tabaka olarak adlandırabileceğimiz gruplar ve aydınlar tarafından benimsendiği için ortak bir kimlik yaratılması gerekmekteydi. Bunun için çeşitli çalışmalara girişildi. Çağdaş Yunanlıların, Antik Yunanlıların torunları olduğu düşüncesi benimsendi ve halka empoze edildi. 1833 tarihinde yine bu görüş çerçevesince Yunanistan Ortodoks Kilisesi, İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin iznini almadan bağımsızlığını, otosefal olduğunu ilan etti. Artık Helenizm’in merkezi başkent Atina’ydı bu amaçla patrikhanenin Atina’da olması ulus-devlet ve ortak kimlik oluşturmak açısından oldukça önemliydi. Öte yandan bu durum kilisenin devlet kontrolüne alınmasını sağlamıştır.

Yunanistan’ın ilk kralı I. Otto

Etno-Sembolcu milliyetçilik çalışmaları ile adından söz ettiren sosyal bilimci Anthony Smith, milliyetçi düşünceleri ülkesel ve etnik milliyetçilik olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Her iki milliyetçilik türü de bağımsızlık öncesi ve sonrası olarak alt başlıklara ayrılmıştır. Yayılmacı bir politika güden ve seçereci bir ulus anlayışı benimseyen Yunanistan, Smith’in tipolojisine göre, etnik milliyetçiliğe sahiptir. Bağımsızlık öncesi bağlı olduğu otoriteden ayrılmayı hedefleyen Yunanistan, bağımsızlık sonrası ise yayılmacı davranışlar sergilemiştir. Bu duruma örnek olarak, geçmişini çok daha derine götürebileceğimiz fakat resmi olarak 1844 yılında Yunanistan Başbakanı İoannis Kolettis’in Yunan meclisinde yaptığı bir konuşma sırasında dile getirdiği Megali İdea düşüncesini verebiliriz. Bu düşünce, tüm Yunanların içinde bulunacağı, Büyük Yunanistan’ın kurulmasını hedeflemektedir. Megali İdea düşüncesi, zaman zaman Büyük Yunanistan’ı oluşturmanın dışında, halkı bir arada tutma, yönlendirme ve ulusal kimlik oluşturma gibi amaçlar içinde kullanılmıştır.

İlk Kral Otto, halkın memnuniyetsizliği eşliğinde ülkeyi 1862 yılına kadar yönetmeyi başarsa da, gerçekleşen bir darbe ile Büyük Devletlerin seçtiği Danimarka Prensi William, Kral I. Yorgos adını alarak ülkenin başına geçti. Bu gelişmelerin arasından sıyrılan bir olay Yunan halkını heyecanlandırarak Megali İdea’ya sıkı sıkıya sarılmasını sağlamıştır. Bu olay İyon adalarının Yunan topraklarına dâhil edilmesidir. İyon Adaları’nın anakaraya katılması Yunanistan için ilk sınır genişlemesi olmuştur.

Tüm bunların dışında ülke büyük bir ekonomik krizle ve olumsuz siyasi ortamla boğuşmaktaydı. Megali İdea fikri çerçevesinde Girit’i almaya çalışan ve başarılı olamayan Yunanistan için hava oldukça sisli idi. Bu sisli hava 1909 tarihinde bir askeri darbeyi beraberinde getirdi. Goudi Darbesi olarak bilinen bu darbe ile başa Elefterios Venizelos geçti. Venizelos, uyguladığı ılımlı politikalar ile ülkede birliği sağladı ve Büyük Yunanistan fikri için, Balkan Savaşları’na girişti. Bu savaşlar sonucu Yunanistan sınırları iki kez genişledi ve nüfusu iki kat arttı. Birinci Dünya Savaşı’nda ise Yunanistan siyasi bir bunalımın içindeydi. Halk ikiye bölünmüş durumdaydı: Venizelos’u destekleyenler ve Kral Konstantinos’u destekleyenler. Venizelos İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa girerek Megali İdea’yı gerçekleştirmek isterken, kral, eşinin II. Wilhem’in kız kardeşi olması sebebi ile İttifak Devletleri’nin yanında olunması gerektiğini savunmaktaydı. Bu ayrılık Yunanistan’ı krize sürükledi ve iki başlı bir yönetim ortaya çıktı.

Elefterios Venizelos

Venizelos, İtilaf Devletleri’nin desteği ile Selanik’ten Atina’ya doğru yola çıktı fakat kral tahtı oğluna bırakarak ülkeden ayrıldı. Bu durumda Yunanistan İtilaf Devletleri safında yerini almış oldu. Yunanistan’ın hedeflediği toprakların başında, en fazla soydaşının yaşadığı İzmir ve Trakya bölgesi bulunmaktaydı. Bu bağlamda İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti ile imzalanan Sevr Antlaşması’nı büyük bir coşku ile karşılayan Yunanistan, aynı zamanda başlayan Kurtuluş Savaşı’nı da büyük bir hayal kırıklığı ile karşılamıştır. Bu durum Venizelos’a iktidarı kaybettirmiştir ve kral geri dönmüştür.  Yunan güçlerinin Anadolu’ya çıkmasına başta karşı olan kral, geri döndükten sonra destek vermiştir. Türk güçlerinin beklenmeyen geri dönüşü Kurtuluş Savaşı’nı Yunanlılar için tam anlamıyla Küçük Asya Felaketi’ne çevirmiştir. Diğer işgalci güçlerin geri çekilmesi ile Anadolu’da yalnız kalan Yunan güçleri, Türk ordusunun başlattı Büyük Taarruz ’un ardından tam anlamıyla yenilgiye uğramış ve kaybetmenin travmasını uzun yıllar atlatamamıştır. Savaş 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanan antlaşma son bulmuştur.

Bu gelişmenin ardından Venizelos destekçi subaylar iktidarı ele geçirmiş ve Kral Kostantinos, tahtını büyük oğlu II. Yorgos’a bırakarak ülkeyi terk etmiştir. 1923’de gerçekleştirilen seçimler sonucu, Venizelos karşıtlarının sandığa gitmemesi ile Venizelos yeniden iktidarın sahibi olmuştur. Yine de 1928’e kadar ülkeyi asker yönetmiştir. Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı’na kadar istikrarsızlıklarla boğuştuğunu söylememiz mümkündür.

Yunanistan, bağımsızlık ilanının ardından, Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar kendi ayakları üzerinde duran, tam bağımsız, güçlü bir ulus devlet resmi çizememiştir. Uzun yıllar büyük güçlerin yönlendirdiği, desteklediği hatta müdahale ettiği bir devlet olmuştur. Rehber edindiği Megali İdea düşüncesini gerçekleştirmek için savaşlara gözü kapalı girmiş, bu bağlamda gerçekçi bir dış politika yürütememiştir. Ekonomik kriz ve dış politikadaki istikrarsızlık beklenildiği üzere iç politikayı da derinden sarmış ve bir türlü güçlü bir yönetime sahip olamamıştır. Halkın siyasilere olan güveni azalmıştır. Son olarak, yayılmacı politikaları doğrultusunda kendini Küçük Asya Felaketine sürükleyen Yunanistan, savaş travmalarını uzun süre atlatamamış ve savaşın faturasını askerlere kesmiştir. Üstelik savaşın ardından da siyasi istikrarı sağlayamamıştır. Uzun yıllar savaşın izleri silinmeye çalışılmıştır.

Yazının bu kısmında Yunanistan Tarihinin bağımsızlıktan Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan kısmı ele alınmıştır.  İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar olan kısmı ise gelecek yazıda ele alınacaktır.

Sündüs ADAŞ

KAYNAKÇA

Al Jazeeraa. (2014). Ülke profili: Yunanistan. Al Jazeera. 7 Ekim 2019 tarihinde http://www.aljazeera.com.tr/ulke-profili/ulke-profili-yunanistan adresinden erişildi.

Cihangir, C. K. (2016). Yunanistan ’ Da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme. Ankara Üniversitesi Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (58), 99–122.

Mazower, M. (2017). Bizans’ın çöküşünden günümüze Balkanlar (2. bs.). istanbul: Alfa Yayınları.

Ntokme, O. K. (2010). Ulus Devlet Oluşturmada Yunanistan Örneği: Büyük Ülkü-Megali İdea. Ankara Üniversitesi Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (46), 401–424. doi:10.1501/tite_0000000330

Smith, A. D. (1994). Milli Kimlik (1. bs.). İstanbul: İletişim Yayıncılık.

Sündüs Adaş

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla